Yazı, sosyolojinin çözmeye çalıştığı
deneyimlerimizden biri olan hem özgür olmak hem de özgür olmamak özelliği ile açılışını yapıyor ve
sosyoloji tarihinin bu muammayı çözme çabasından bahsediyor. ‘’İrade’’
üzerinden örnekler vererek özgürlüğün dar ama güçlü bir tanımını yaparak devam
ediyor. ‘’Seçimlerimiz’’ hakkında ‘ince eleyip sık dokumasak’ dahi başkaları
bunu bize hatırlatır ve sonuçlarından biz sorumluyuzdur. Örnek vererek açıklarsak;
devamsızlık yapmak yerine sınıfa gidilebilir der. Örneği zorlaştırır ve işsiz
kalmanın yine kendi sorumluluğumuzda olduğunu söyleyenlerin olduğundan
bahseder. Bu örneği aslında özgürlüğümüzün kısıtlı olduğuna bağlar. İnsanlar
aynı amaçlar için mücadele etmelerine rağmen tüm insanlar bu amaçlarına
ulaşamazlar, çünkü var olan ödül sayısı kısıtlıdır. Yani siz sonucu etkileyen
sadece bir parametresiniz ve sonuç yalnız sizin çabanıza bağlı değil. Mesela
üniversiteye girmek isteyen adayların hepsi gereken niteliklere sahip olsun.
Adayların iradelerinin birbirlerini etkilemelerinin dışında başka bir
‘iradenin’ onları etkilemesi-elemesi söz konusudur ki bu da özgürlüğümüzün
bağımlılığını gösterir. İkinci olarak ‘kararlılık’ ve ‘iyi niyet’ yeterli
değildir. Eğer kararları gerçekleştirecek enstürmanlar yok ise yine kısıtlı
özgürlük vardır. Misal iyi bir iş için kuzeye taşınılabilir fakat kuzeyde ev
fiyatları yüksek ise bu yine bizim taşınmamızı engelleyecektir. Özgür
davranabilmek için özgür iradeden başka kaynaklara da gereksinim duyulur. İlk
akla geleni paradır tabii olarak. Fakat özgürlüğü kısıtlayan daha başka
şeylerde vardır. Mesela ırkınız, cinsiyetiniz, yaşınız, etnik, kimliğiniz,
milliyetiniz vb… Tam tersi bir durumda mümkündür. Ehli olmadığınız halde misal
cinsiyetinizden dolayı bir işe kabul edilebilirsiniz. Yani bunlar sizin
insiyatifinizde değildir. Bauman ‘’benim bugünkü özgürlüğüm dünkü özgürlüğüm
tarafından sınırlanmıştır; ben geçmişteki eylemlerim tarafından ‘belirlenmiş’
,yani şimdiki özgürlüğüm açısından kısıtlanmış olurum’’ derken bunu
kastetmiştir. Üçüncü olarak doğup büyüdüğünüz ülkeden farklı olarak bir anda
kendinizi başka bir ülkede bulsanız özgürlüğünüzü kaybetmişsiniz hissine
kapılırsınız, çünkü insanlar ile iletişime geçemezsiniz. Buna benzer farklı
örnekler vardır. Zengin bir ailede büyüdüyseniz ve bir anda işçi sınıfına geçiş
yaparsanız aynı zorluklarla karşılaşırsınız. Bu sebeple içinde bulunduğunuz
grup bir yandan özgür olmanızı sağlarken diğer taraftan sizi kısıtlar.1
İçinde bulunduğunuz topluluk size
bazı bilgiler sağlar ve siz genelde bu bilginin farkında değilsinizdir yani
nerden bildiğinizin bilincinde değilsinizdir çünkü sorgulamamışsınızdır.
İçselleştirilen grup standartlarının bilincine varmamızı en çok katkısı olan
Amerikalı sosyal psikolog George Herbert Mead’dir. Mead’in en çok bilinen
kavramları ‘ben’ ve ‘beni/bana’ dır. ‘Ben’ içsel bir parça iken ‘beni/bana’
dışsal bir parçadır. Benliğin biçimlenmesinde ‘ben’ kişiyi temsil ederken
‘beni/bana’ toplumun etkisini temsil eder. Toplumun norm ve değerleri böyle
oluşur. Yani benlik bir nevi eğitim sürecinden geçer. Ödül ve cezalandırma bu
eğitimin önemli bir parçasıdır. Eğitimin ilklerinden biride direnme ve baskıya
dayanmadır. Çocuk seçmeyi ve eylemlerinin sorumluluklarını alarak ‘beni/bana’
sını oluşturur. ‘Ben’ güçlendikçe çocuğun ‘kişiliği’ özerklik kazanır.
‘Ben’ ‘beni/bana’ dan ayrılan önemli
unsur ötekilerinin taleplerini gözlemlemedir. Bu gözlemi ‘beni/bana’ yapar.
Çocuk rollere bürünerek diğer bireylerin hareketlerini hesaplamaya çalışır.
Zaman zaman kendine ‘ben kimim’ diye isyan edebilir ve kendi ‘gerçek’
kişiliğini bulmaya çalışabilir. Kısacası özgürlük ile bağımlılık arasında
çelişkiye düşebilir. Hayvanlara oranla insanlar daha az içgüdü ve dürtüler ile
yaşar. İnsanların bu içgüdü ve dürtüleri eğitim(yukarıda bahsi geçen) öncesinde
daha çok kullanırlar. Bazı düşünürler cinsellik ve saldırganlık dürtülerinin
diğerlerine oranla daha güçlü olduğunu söylerler. Psikanalizin kurucusu Sigmund
Freud bu güdülerin bastırılabileceğini fakat yok edilemeyeceğini söyler.
1) düşüncenin derinlemesine inmek
istiyorsanız bkz: Zygmunt Bauman sosyolojik düşünmek syf:34-35
Freud ‘’süperego’su ile Mead’in
‘beni/bana’ kavramları birbirine yakınlık gösterir. Freud u inceleyen
Britanyalı sosyolog Norbert Elias yaşadığımız benlik deneyiminin hepimizin
maruz kaldığı ikili baskıdan oluştuğunu söylemiştir.(alıntı içinde alıntı
‘inception’ J)
İnsanların saldırganlıkları biyolojik değil
sosyaldir. Çünkü genelde bir nefret ya da duygusuzluk sonucu ortaya çıkmıştır.
Sosyalleşmenin değişik düşünceler
ile harmanlanıp farklı bir açıdan bakılması ile ortaya bu satırlar çıkmıştır.
‘’ ‘ben’ ve ‘beni/bana’
oluşumu, içgüdülerin bastırılması ve süperegonun yaratılması süreçlerine
ilişkin sıklıkla sosyalleşme adı verilir. Ben sosyal baskıları içselleştirme
yoluyla bir grup içinde yaşamaya ve davranmaya uygun hale getirildiğim oranda, toplumun
izin verdiği biçimde davranma ve böylelikle eylemim için ‘özgür’ ve sorumlu
olma becerisi kazandığım oranda sosyalleşmiş, yani toplum içinde yaşamaya
muktedir bir varlığa dönüşmüş olurum.
Farklılıkları dikkate alarak
atıflarda bulunma ihtiyacını herkes yaşar. Ancak bunun oluşuz sonuçları vardır.
Birilerini övüyorsanız diğerlerinin övülecek bir tarafı olmadığı anlamı çıkarılabilir
ve nefret tohumları ekebilir. Ya topluluğun nabzına göre şerbet vereceksiniz ya
da kendinize uygun toplum bulacaksınız. Sosyalleşme özgürlük ve bağımlılığı
karmaşık bir ilişkiye sokmuştur. Sosyalleşme bazılarına göre kendi içinde de
ikiye ayrılmış birincil ve ikincil sosyalleşme olarak sınıflandırılmıştır.
Misal bir kişi geleneklerini bilmediği başka bir bölgeye göçerse eski sosyal
deneyimlerini unutup artık o toplumun sosyal deneyimlerine göre yaşamaya
çalışacaktır. Yaşamımız içinde bu tür değişimler mümkündür. Çocukluk döneminde
bağımlı olunan toplumun pek dışına çıkılmaz. Yaş geçtikçe eylem donanımımız
arttığı için topluluğa olan bağımlılığımızı düşürebiliriz. Artan eylem
donanımımızın zıddı da geçerlidir. Öğrendiğimiz her unutmak istediğimizde bunu
başaramayız.
Toparlarsak özgürlük ile
bağımlılık arasındaki oran toplumdaki yerinizi büyük oranda etkiler.
KAYNAKÇA
Zygmunt Bauman -Sosyolojik Düşünmek(İngilizceden çeviren: Abdullah
Yılmaz)-2013-Ayrıntı Yayınevi-İstanbul
ISBN:978-975-539-196-7
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder